AFFETMEK

Herkes birbirinden şikayetçi. Herkes sinirli... Herkesin moralin bozuk. Kimse kimseyi affetmiyor. Büyük kalabalıklar içinde herkes odasında, evinde, sokağında yalnız. Güvenimizi kaybettik. Aynı acıları çekip farklı köşelere çekildik. Söylenenleri duyduk ama dinlemedik. Okuduk ama unuttuk. Gördük ama düşünmedik. Yanlış anlamak daha kolayımıza geldi. Yanlış anladıkça da yanlış ifade ettik kendimizi. İyilik yapmayı nazik olmayı kendi ruh dünyamız için yaptığımızı bir kenara koyduk. Kimseyi buna değer bulmamaya başladık. Ayırdık iyiliklerimizi insanlarla beraber. Etimizle kemiğimizle nefret ettik. Yarıştırdık sevinçlerimizi. Mutluluğu bile birbirimizin kafasına atılacak bir taş gibi gördük. Onları da yarıştırdık. Başkalarının kederlerini sevinç kolyesi gibi boynumuza taktık. Her şeyi yaşadık ama tek bir anı bile kendimiz için ayıramadık. Dönüp kendi yüzümüze bakmadık. Yarışa öyle bir kaptırdık ki kendimizi koşarken kaybettiğimiz hiçbir şey umurumuzda olmadı. Kafamızın içinde bizi yöneten bambaşka bir beyin oluştu sanki. Bizi tanımayan, bize acımayan, bizi robotlaştıran, hissizleştiren... İnsana dair elimizde ne kaldıysa alan!

Büyük bir hırsla sadece sahip olmaya odaklandık. Her şey bizim olsun! En güzeli! En iyisi! En büyüğü! En pahalısı! Ne kadar çok şeye sahip olursak ne kadar kalabalıklaşırsak o kadar unuturuz sandık. İlerleriz, başarırız sandık. Dostluklarımıza emek vermek yerine sahip olduklarımızla ölçmeye kalktık. Hiçbir şeyin değerini bilemedik.

Yıllar geçebilir, kılık kıyafetler değişir, arabalar değişir, evlerimiz değişir. Dünyayı yeniden giydirebiliriz. Yeni renkler keşfedebiliriz ama insan ruhu varoluşun ilk günündeki kadar ürkektir. Sadece ilgi ister. Sevilmek, değer görmek... Sadece bununla huzur bulur. Başkalarına kızarak kendimizi aklayamayız. Rahatlatamayız. Sahip olarak oyalayamayız.

Her yaptığımızın bizden götürdüğünü görmezsek eksiliriz. Maalesef eksildikçe, mutsuzlaştıkça daha da saldırgan oluruz. Yaralı olduğumuz için de yaralamak isteriz...

Her olumsuz duygu ruhunuza çakılan bir çivi. Kıskançlık, öfke, nefret... Sizi tüketir, yorar, çürütür... Kimse buna değer olmasa bile siz önce kendiniz için affetmelisiniz. Diğer türlü o çivilerle yaşamak çok zor. Zaman da izlerini kapatamaz. Kimse için değil kendimiz için yakalım mumları. Kendimizi sevmedikçe yolculuğumuz kolaylaşmayacak...


6 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör